Anasayfa

25 Nisan 2013 Perşembe

Altın Liralar Hala Değerinin Üstünde

Altın Liralar


Altın fiyatları biraz biraz duruldu, ama hala değerinin üstünde bir satışı var. Örneğin Çeyrek altın 140 civarı satılması gerekirken, 145-155 TL arsında değişiyor. Ata lira 565 civarı satılması gerekirken, o da 590-600 TL arsında satılıyor.

Bu ne demek Has altın fiyatı 84.00 TL civarında 1 hafta daha durursa ve tasarruf altınları (çeyrek, yarım, Ata Lira) gibi ürünleryukarıda bahsettiğim rakamlara düşecek. Ama dalgalanma sürerse o zaman yine halkımız panic havasında bolca talep görterecek ve fiyatlar yukarılarda gezecek. Benim tahminim Has altın fiyatı buralarda seyredecek, piyasada liralar bollaşacak ve normal değerlere düşecek.

Tabii para piyaslarını sadece tahmin edebilirsiniz, kesin birşey söylemek mümkün değil. Bu yazının yazılış tarihini takip ederseniz, ne olacağını hep birlikte görürüz.

23 Nisan 2013 Salı

Nihat Sırdar’ın incitmeyen Tİ’lerini TV’de ki ciddi haberlere tercih ediyoruz.





Bilmiyorum sizler ne kadar radyo dinliyorsunuz, ama bizim ailede çok dinlenir.  Radyoyu sevdiren kişilerin  başında Alem FM’de program yapan Nihat Sırdar’ın sabahları Nihatla Muhabbet programı (07:00-9:00 saatleri arası) ve o bittikten sonra yine aynı radyoda  başlayan Güçlü Mete’nin Kripto Odası (09:00-10:30)…

Birçoğunuz haberleri izlerken biz bir tur izleyip, Alem FM’de Nihat Sırdar’ı dinlemeyi tercih ediyoruz. Öyle ki çocuklarımız dahi alışmıştır. Kahvaltı anında radyo açıktır. Küçük kızım 08:10 da gelen okul servisine binmeden önce bu programda çalan  ya Ankaralı Turgut’un “Afyon’dan Vekilime Kaymak Lazım” isimli şarkısıyla, yada Ankaralı Coşkun’un “Ankaranın Bağları” isimli şarkısını dinleyerek uğurlanır. Tabii bu şarkılara günün anlam ve önemine uygun ilginç şarkılar eklenir. Örneğin o gün petrole zam geldiğinde Tanju Okan’ın “Koy,koy,koy,koy”…  Balkan müziklerini de hiç eksik etmez…

Nihat Sırdar’ın cuma sabahları protesto sabahıdır. Dinleyen herkes bilir. Ogün kim neyi protesto edecekse o konuda düşüncelerini twit, mail, mesaj yoluyla iletir. Çok enteresan mesajlarla her sabah bolca, güldürür ve aynı zamanda düşündürür.

Eskiden yol durumunu öğrenmek için İstanbul Büyükşehir Belediyesi Trafik Operatörü Murat Kazanasmaz’a bağlanırdı, Murat Kazanasmaz hemen bütün radyo ve televizyonlara yol durumunu iletir ve bilenler bilir, robota bağlanmış gibi hiç es vermeden dümdüz konuşur, okur ve biter… Ama Nihat Sırdar’a bağlandığında mutlaka takılır, çünkü Nihat Fenerbahçeli, Murat Galatasaraylı birbirlerinin iddialaşmaları, takılmaları sonucu tanımıyorum ama o robot gibi konuşan adamı bile tebessüm ettirir. Fakat Nihat biraz aykırı biri olduğu için İBB Murat Kazanasmaz’a bu programa katılmasını yasakladı. Zaten Nihat Sırdar kendi ekranlarından ve dinleyicilerden gelen mesajlarla yol durumunu sürekli veriyor.

Yemekle arası da çok iyidir. Türkiye'nin hangi şehrinde hangi lokanta en lezzetli, ne tür yiyecek yenir hepsini iyi bilir... Bir de anlatışı var, insanın hemen oraya gidesi gelir. Zaten son zamanda çok geziyor, bayağı da kilo aldı.

Kripto Odasını işe giderken Güçlü Mete’nin yorumlarıyla arabada dinlemeye başlıyor ve günlük olaylar hakkında gerekli bilgileri ve yorumları alıyoruz. Son derece  ciddi ve tarafsız yorumları gazete okuyamayanlar için yeterli gıdayı veriyor. Diyeceğim o ki Radyo dinlemek bir çok olayı farklı yönlerinden öğrenmek için TV’lerden çoğu zaman daha iyi. Digiturk’de 401. Kanal, radyo da da İzmir’den 89.3, İstanbul ve birçok yerden 89.2

Yalnız bir sorun var Nihat Sırdar çok hastalanıyor!, ya da işten çok kaytarıyor. Alışkanlık yapıp sabah açtığınızda bir bakıyorsunuz ki sadece müzik… 

13 Nisan 2013 Cumartesi

Yalan Dünya’yı Vasfiye Teyze Kurtardı


Yalan Dünya’yı Vasfiye Teyze Kurtardı
Vasfiye Teyze - Yalan Dünya
Geçtiğimiz günlerde “Yalan Dünya’nın Sonu Gelmeli” başlıklı yazımda söylediklerimi geri alıyorum.
Bravo Gülse Birsel’e… O itici kız Eylem'den  (Gonca Vuslateri) ne biçim karekter yarattı. Tabii onu da tebrik etmek lazım. Giderek aynılaşan esprilere yepyeni bir şekil verdi. Türkiye son günlerde Vasfiye Teyze gibi konuşuyor. Bu kadar kısa zamanda insanların diline dolanması büyük başarı. Bugünlerde herkes fonomeni oldu“Ne çektin be” diye başlıyor söze…
Gerçekten böyle bir yenilik gerekliydi. Bir kaç haftadır gülmekten kırıyor herkesi.  Pratik zeka buna denir.
Ama yine de hatırlatmak istiyorum, Vasfiye teyzeye dizide ayrılan sure biraz fazla, onu uzun soluklu, sıkılmadan izlemek için biraz daha az olmalı, o da bizi sıkmaya başlayabilir.
www.cengizulku.com

ÜLKEMİZDE DENİZ ÇOK, FAYDA YOK

Kahire'de Nil Nehrinde Gemi Restorant



 Üç tarafı denizle çevrili olupta bu kadar az faydalanan bir ülke var mıdır? Sanmıyorum

İnternetten biraz araştırdığınızda sadece denize kıyılarımızın uzunluğunun 8.333 km olduğunu göreceksiniz. Eğer bu araştırmaya göl kıyıları ve büyük nehirleri de içine alarak değerlendirirsek neredeyse 2 katına çıkacak bir su kıyısı çıkar karşımıza. Bu kadar uzun kıyısı olmak bir ülke için ne büyük şans olduğunu, denizi olmayan ülkelere sormak lazım.

Biz sadece denizlerden yola çıkalım, bu kadar kıyımız var, peki ne kadar faydalanıyoruz. Bu yolla ülkemizin elde ettiği gelir ne kadardır. Başkaları nasıl faydalanıyor. Konuyla ilgili çok istatistiksel bilgiye sahip değilim, ama dünyada gördüğüm örneklere bakarsam bir çok niymetinden faydalanamadığımız kesin.
Vietnam'da Gezi Teknesi

Örnekler vermek gerekirse, Dubai’nin denize kıyısının yaklaşık 27 km olduğunu duymuştum, Fakat denize kıyısı olsun diye doldurdukları yarım adalarla yaklaşık 2 kat fazla kıyı elde ettiler ve Dünyanın en önemli limanlarından birini yaptılar. Asya’dan Afrika ve Hindistan’a giden gemilerin bir numaralı uğrak noktası oldular. Milyarlarca dolar gelir elde ediyorlar… Yine Dubai, sayfiye yeri yaratmak için denizi palmiye şekliyle doldurup her yaprağının ikş yakasına villalar oteller yaptılar. Yani yeni kilometrelerce kıyılar yarattılar.

Denizden çok farklı yararlanan ülkelerden biri de İspanya… 1992 Barselona Olimpiyatları döneminde gelen turist sayısı beklentinin çok üzerinde oluyor ve otellerde ki yatak sayısı gelen turistin çok altında. En hızlı ve Pratik çözüm nasıl bulunuyor biliyor musunuz? Çok hızlı bir şekilde limanda büyük gemilerin bağlanabilmesi için yerler ayarlanıyor ve 10 tane dev yüzer otel bağlanıyor  Ve sorun çözülüyor. Ondan sonraki dönemde de Barselona turizmi kalıcı olarak 100 kat artıyor. Yat limanları gelişiyor ve dünyanın en çok turist alan turizm merkezlerinden biri oluyor.
Bali Adası'nda Deniz Dibindeki Balıkları İzleme Tekneleri


Mısır’da Kahire’nin ortasından geçen Nil Nehrinin iki yakasına bağlanan sabit gemiler, şehrin bütün lüks restorant,, kafeterya, disco-bar, eğlence merkezleri gibi her türlü ihtiyacını karşılıyor. Gezi tekneleri de sürekli nehirde bir aşağı bir yukarı turist gezdiriyor

Tuna Nehri Avrupa’nın hangi şehrinden geçiyorsa o şehre büyük gelirler kazandıran, turistik turlar ve yük taşımacılığnda ciddi faydalar sağlıyor.

Fransa’nın Nice ve Cannes sahillerinde sezon kısa olmasına rağmen, düzenledikleri kaliteli festivallerle dünyanın en çok turist çeken bölgeleri… Malta’daki yat limanlarında yer bulmak mümkün değil.  Vietnam’da tekne turları hem denizde hem nehirde sürekli yapılıyor ve gelir getiren en önemli sektörlerinden biri olmuş. Amsterdam’a gidipte deniz ve nehirde tekne turu yapmadan dönmek imkansız, Paris’de, Prag’da, Budapeşte’de, Belgrad’da, St. Petersburg’da, Frankfurt’da... her yerde
Amsterdam'da Gezi Teknesi

Peki ya bizde; Evet bir miktar sahillerde gezi tekneleri bulunuyor, büyük şehirlerde de büyük oranda karşıdan karşıya geçmek için kullanılıyor. Birde bilinçsizce yapılan balık avları..

Neler yapılabilir; Bir kez iç ve dış turizm açısından denizi olan yerlerde cazibe merkezi yaratmak en kolay yol. Tabii doğru değerlendirilirse… Sadece İzmir’de yaşadığım için örneği İzmir’den vereyim.  Türkiye’nin her sahili için bir çok örnek var Güzel, fantastik gezi tekneleri ile İzmir kıyılarını dolaştıran günlük veya 2-3 saatlik turlar olsa, İzmir’e gelen turistler bu turlara katılmaz mı? Birçok rehber, bir çok insan bu işden ciddi paralar kazanmaz mı? Bu teknelerde satılacak yiyecek ve içecekçiler, garsonlar iş yapmaz mı?

Bayraklı sahili bomboş bir alan, İzmir’e gelen gemilerde ki yolcuların görüş alanı içinde, bu sahil boydan boya yat limanı olsa, oraya yanaşan yatların ve direklerinin görüntüsü dahi şehrin çehresini değiştirmeye yeter… Bir de bu yatlarla gelen zengin turistlerin şehre bırakacağı dövizler kime gidecek. Tabii ki şehre ve ülkeye… Otellere, restorantlara eğlence merkezlerine, alışveriş merkezlerine, esnafa…  herkese yarayacaktır.

Eğlence merkezleri, restorantlar, barlar kafeler yetmeyecek böyle olursa… bir çok ülkede ki gibi onları da denizin içinde sabit gemilerle çözmeye kalksanız hem arsa aramaya gerek olmaz, hem de karada yer kaplamaz
Malta'da Yat Limanı

Bali adasında denizin dibinde ki balıkları göstermek için turlar düzenlenip herkes balıkadam elbiseleriylr dalıyor… Bizim sahillerde aynı turların yapılacağı 10’larca nokta var.

Rize’den Alanya’ya kadar olan sahilleri gezdirecek dev gemi turları her zaman iş yapar. Binlerce çalışacak insana ekmek kapısı. Yanaşacağı limanların olduğu şehirlere ciddi katkıları olacağından şüphesi olan var mı? Eminim bu turlara katılmak için yurtdışından gelecek milyonlarca turist olacaktır. Bunların uçak şirketlerine  de yarayacağı kesin.

Barselona örneği, Türkiye’nin birçok yeri için geçerli, Çeşme’de ki otellerin Çeşmeye yetmediğini düşünüyorum. Gemi otellerle yaz döneminde geçici çözümler bulunabilir.

Yap-İşlet-Devret modeli ile birçok işadamı Limanlar, yatlimanları yapmaya gönüllü. Sanırım bugün karar verilse birkaç yıl içinde bütün bu yazdıklarımı hayata geçirmek çok zor olmasa gerek. Sadece çok ciddi bir disiplin ve denetim yeterli.

Sevgili dostlarım; Türkiye’nin coğrafi konumu için Cem Boyner bir zamanlar şöyle bir laf etmişti. “Ülkemiz dünya coğrafyasının en değerli arsasına sahip, Bir çok ülkenin gözü bu arsa da, onun için değerini bilmeliyiz ve sahip çıkmalıyız…” Yalan mı? 
St. Petersburg'da Gezi Tekneleri

29 Mart 2013 Cuma

Popstar'daki Jüri Halkın Starları, ama böyle giderse…



Popstar'daki Jüri Halkın Starları ama böyle giderse…
Popstar Juri 4 lüsü

Pınar diye bir genç kız Serdar Ortaç’ın “Bilsemki” adlı 1999 yılına ait şarkısını söylüyor. Bence fena da değildi. Sibel Can hareketleriyle söylediği şarkısının sonuna geldiğinde Serdar Ortaç başlıyor döktürmeye.
- Bu benim en sevdiğim şarkılarımdan biri, yazarken ağlayarak yazdığım şarkım. Ama sen bunu farklı sesten okudun. Çok kötüydü. Saydı, saydı, saydı… Sonra notunu verdi. Dokuuuuzzz.
O arada, sunucu Burcu Esmersoy, Pınar’ın biraz hasta olduğunu, hasta hasta okuduğunu söyledi.
- O zaman 10’mu yapsam, 10 yapayım, Onnnn
Eleştirinin sonuna yaklaştığında zannedersinizki 4-5-6 gibi bir not gelecek. Ama not ile konuşulan apayrı. Bu ne perhis, bu ne lahana turşusu.
Bir başka genç söylüyor şarkısını, 9 puan veriyor Serdar Ortaç, çocuk gidiyor yerine, Bülent Ersoy baskı yapıyor, arkasından 10 yaptım onun puanını diye sesleniyor…
Demet Akalın’ın esprisi daha ilginç… Serdar Ortaç yandan sesleniyor 9 puan ver diyor. Demet Akalın’da bana bir beste verirsen veririm diyor… Çok yazık
Orhan Gencebay, beyefendi kişiliğini bozmadan ve suya sabuna dokunmadan, kimseyi kırmadan işini yapıyor. Ama iyilik meleği olması bazen doğru değil. Eğer jüriysen, eleştiri gerekiyorsa, eleştireceksin.
Tamam aynı zamanda bir şov programı olabilir ama yazık bu çocuklara… günün sonunda bir tanesi birinci olacak ve büyük ödül neyse onu alacak. Binbir umutla gelmiş gençlere, bu kadar basitçe puanları verilmemeli biraz kriterler olmalı. Hiç olmazsa puan aşamasında biraz daha ciddi olunmalı. Belki de sesiyle duruşuyla gerçekten birinciliği hakedecek bir yarışmacı, çok basit iki kelimeyle daha ilk turlarda elenebiliyor. Ya da son derece müzik bilgisi, ses ve beceri anlamında başarısız bir yarışmacı finale kadar gelebiliyor. Serdar Ortaç’ın düşüncesizce edeceği birkaç laf onların hayatına olumlu olumsuz ciddi etkide bulunuyor. Ahmet Kaya’da aynı olmamış mıydı.
Böyle giderse bu programın sonunda Türkiye yeni starlar kazanırken, bazı starların önündeki star kelimesi kalkacak...

27 Mart 2013 Çarşamba

Yalan Dünya dizisinin sonu gelmeli


Yalan Dünya dizisinin sonu gelmeli
Yalan Dunya

Bazı dizileri zoraki uzattıklarında izlemekten sıkılıyorum. Özellikle komedilerde bu daha fazla sıkıyor. Sürekli aynı kişilerin yaptığı espri, bir yere kadar idare ediyor. Zaman içinde sıradanlaşıyor. Uzadıkça da seyirci zorlama espriler olduğunun farkına varıyor. Yapımcı ve yönetmenler bitirmesi en doğrusu… çünkü bir sure sonra reytingleri düşünce dizinin oynadığı kanal kaldırıyor. Bu da dizi sahipleri açısından hoş olmuyor. Örneğin Çocuklar Duymasın’ı da çok uzatıldı, sessizce yok oldu.
Aslında gerçekten Yalan Dünya’da harika espriler var. Ama ne olursa olsun Türkiye enteresandır, komedi dizleri uzun sure tepede kalması mümkün değil. İnsanlar ağlamayı, gülmeye tercih ediyor. Çünkü soruyorum bazı insanlara dün gece ne izledin. Genellikle o gece en dramatik ne varsa onu söylüyor. Ya kadeşim gülmek varken, niye ağlamayı tercih ediyorsun dediğimde, “ya aslında ben izlemiyorum hanım izliyor, ben de hangi dizi açık ise ona bakıyorum.” cevabını alıyorum. Üç gün sonra o kişiye sorun, o dramatik dizide ki tüm olayları bilir.
Sanırım reytinlerde aynı şeyi söylüyordur. Bu sebeple yeni kahramanlar yaratıp diziyi sürekli kılmaya çalışsalar da, geriye kalan kahramanların yüzde doksanı aynı, dolayısıyla ilginç gelen konuşma şekilleri aynı, espriler de aynılaşıyor… sadece bölüm konusu biraz ilgi çekici olabiliyor.
Bu sebeple komedi dizileri bir sezon oynamalı, çok tutu diyelim 2 sezon…  Kısaca Yalan Dünya’nın sonu geliyor diye düşünüyorum

25 Mart 2013 Pazartesi

Çeşme ve Alaçatı zamanı geliyor…

ÇEŞME MERKEZ

Her yıl artarak süren popülaritesiyle, bir önceki yıldan neredeyse %50 daha fazla yazlık nüfusa sahip olan Çeşme ve Alaçatı’yı iki haftadır yeni sezona hızla hazırlandığını görüyorum.

Belediye’nin özellikle Ilıca ve Paşalimanı yollarında yoğun çalışmaları var. Eğer Paşalimanı yolunu baştan sona genişletmeyi başarırsa başkanın heykeli dikilir. Çünkü bir çok alanda yollar daralıyor. Birçok binanın yıkılması gerekiyor.
Proje bellidir. Açılabilecekse de açılamayacaksa Çeşmeli biliyordur. Ben İzmir’den giden bir misafir olarak çok mutlu oldum. İnşallah bu faaliyetler yaza sarkmaz. Yarım inşaatlar da hızla biter.

Güneşli havanın verdiği sıcaklıkla bu hafta sonu hayli kalabalık olan Çeşme’de yeni sezonun başlıyor hissi veriyor. Bir çok insan bahçelerini düzenlemek için de olsa oralardaydı.

Mart'ın son haftasına girerken gittiğimiz hafta sonu gezisinde ilgimizi çeken bir başka konu da restorantların merkezi, artık sadece Dalyan ve Şifne olmaktan çıktığını görmüş olmak. Şu anda Çeşme merkezin sahilinde ki restorantlarda görüş alanının verdiği derinlik, yeni açılan restorantların lezzetli mutfakları ciddi anlamda tercih edilir olmuş. Misina Restorant'ta yediğimiz balık ürünleri ve mezeler, oturduğumuz masanın karşısında ki Sakız adasını sanki oraya getirmişçesine Yunan mutfağını yansıtıyordu.

Kısaca bu hafta bir kez daha gördük ki Çeşme 4 mevsim güzel…


DALYANKÖY
AYAYORGİ KOYU
ILICA
ÇEŞME'DEN SAKIZ ADASI